Chehov ve diğerleri. O romanları yazarken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AŞKIN BOLEROSU
AŞKIN BOLEROSU
Boleroları öğrenirken öğrendim
dudaklarında dans etmenin büyüsünü.
her ritmde sekmekti öpüşlerim
kentin sokaklarında tek başıma
basit sözcüklerle sarmaş dolaş
her hüznü sevince çevirmekti
*
Yıkıl şimdi kollarıma olanca vefasızlığınla
yağmurlar yıkasın yüzüne bulaşan nefretini...şiiradamı
SENSİZLİĞİN KARŞI YAKASI
![]() |
| Sensizliğin Karşı Yakası |
Kendimi bulmaya çabalıyorum ama nerede? Belki de senin sesinde. Duyduğum anda içime doluveren o serinlik ve ruhumu saran çocuksu sevinçte.
Bir türlü bulamadığım "ben" sürekli kendimle savaşlarım:
"Kim olduğunu bilmeden, çevrendeki herkesi yargılıyorsun. Seni gerçekten seven hangi kadın girse hayatına; içini saran saçma korkuya yenik düşüyorsun. Huzurlu bir aşkın seni tatmin etmediğini, sürekli yaralayan, kanatan ilişkilerin seni çektiğini bile itiraf edemiyorsun."
Sonu olmayan didişmelerimle, soğuk karanlığın doldurduğu odamda cebelleşip duruyorum kendimle:
"Kimse anlamıyor beni; anlatmayı denesem mi?"
Yok, yok, ben sensizliğin düşüncesinde bile boğuluyorum. Sıcacık konuşman ve tadına doyulmaz neşen benim yaşama sebebim gibi.
Hep kaçardım, birisinin vazgeçilmezi olmaktan. Hiç kimseyi de hayatımda vazgeçilmezlik tahtına oturtmamıştım.
Birden hayatıma girişin, öyle güzel bir sürpiz olmuştu ki, yalnızlık sahilinde bulduğum paha biçilmez bir inci bulmuş gibi hissetmiştim kendimi. İşte böylece, hissettirmeden, vazgeçilmezlik tahtıma oturuvermiştin.
Sustun, sadece sustun
Bunu hep yaptın sen
Susuşların kimi zaman
Kaçamak noktandı
Kimi zaman da, en keskin yanıtın...
Oysa, konuşsaydın, her cümlede gizli
ne gezegenler keşfedecektik.
Sansürsüz aşkların devabilmez figüranları oldu. Yaşadıklarımız mı gerçek denilen yoksa; kurgusal olumlamalarımız mı? Her şey senaryo dahilinde...
15/09/2012 - şiiradamı
Psikosomatik Sosyopat
Bazı geceler kendimi koskoca alemde yalnız sanırım.
Tolstoy'da böyle hisseder miydi acaba, Dostoyevski, Balzac, Chehov ve diğerleri. O romanları yazarken, yalnızlıklarından mı esinlenmişlerdir acaba? Peki benim yalnızlığım neden böylesine kara cahil. Hep karanlığını seriyor üzerime...
Büyülü sözcükleri bir araya getirip, yürek yakan cümleler kurmak isterdim bende. İşte o zaman, bana ve yalnızlığıma dökülen yaşlar çoğalırdı. Kendi egomu daha çok pohpohlardım. Acaba, büyük yazarlar da böyle mi hissediyordu?
Kurduğum her sözcükte bir ömre atıf yapıp; "bak, senin yaşadıklarını ben çok iyi biliyorum!" der gibi böbürlenmek isterdim. Bir sevinci anlatırken önce göklere çıkarabilmeyi, sonrasında onu çivi gibi yere çakmayı; bir aşkın büyüsünden bahsederken, birde ne kadar çirkef olduğunu anlatmayı; bir kahraman yaratıp, insanların içinde parmakla gösterilen birisi olmasını sağlayıp, kendi içinde iğrenç kişiliğinin kan emiciliğini anlatabilmeyi.
Ne güzel olurdu, insanları kelimelerle sevindirip, kelimelerle hüzünlendirmek. Bütün sevinç kaynaklarını üç beş satıra bağlamalarını sağlamak. Ya da psikosomatik yanlarını bir bir deşifre etmek. Okuyan "bu adam beni nereden tanıyor?" düşündürmek. Yoksa ben yazım fenomenliğinin sosyopatı mıyım? şiiradamı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




Follow Us
Yayınlarımızdan mail yoluyla haberdar olmak isterseniz aşağıdaki kutuya mail adresinizi yazıp Submit tuşuna tıklayın