erkekler marstan kadınlar venüsten etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bazı Erkeklerle Bağzı Erkekler
Bazı erkekler vardır;
hastadır ruhu. Zindan ederler hayatı etraflarına. Koca olamazlar, baba olamazlar, sevgili olamazlar. Ilk zamanlar sıcacık sevgi dolu bir erkek sanırsınız. Hiç ummadığınız bir anda karşınıza çıkar canavar. O pençelerin ruhunuzu nasıl ve neden kan içinde bıraktığını anlayamazsınız bile. Kurtulmanıza da izin vermez bazen. Ondan güçlü olmanıza izin vermez. Yok etmek zorundadır. Ruhunuzu öldürür o erkekler.
Bazı erkekler vardır:
Kullanır sizi. Emeğinizi, sevginizi kullanır. Almasını bilirler sadece. Sevgi veremezler. Hayati paylaşmazlar. O kadar nazik veya kişiliklidir ki bile isteye teslim olursunuz. Verdikleriniz tükenince giderler, anlayamazsınız neden terk edildiğinizi.
Bazı erkekler vardır:
Erkektir, babadır, eştir, sevgilidir. Belki zengin değillerdir ama göğsüne sokulduğunuzda dünyanın en mutlu kadını olursunuz. O erkeklerin kendileri hazinedir ve siz ”bilirsiniz” bunu. Bakışlarında bütün dünyayı görürsünüz. Ellerini güvenle tutarsınız. Siz hayatısınızdır, bilirsiniz. Ruh eşinizdir, hissedersiniz.
Orospu Hayat
Köhne
bir barda oturuyorduk. Kaçıncı biraydi hatırlamıyorum; kafam kıvamına gelmişti.
Yanımda oturup sözde bana eşlik eden piç kurusu, yalaka, bedavacı itin tekiydi.
Hiç sevmezdim ama yalnız içmek istemediğim zamanlarda onu çağırırdım. Zira öyle
zamanlarda köpek gibi içer, içkiyi sünger gibi çekerdim. Böyle zamanlarda, bu
piçten başkası bana katlanamazdı. İki bira ismarladiğin zaman, gözünün önünde
manitasını becersen oturur izlerdi, orospu çocuğu.
Aslında
bu tür piçlerden hiç haz etmezdim. Onu yanımda tutmamın tek sebebi, bana tahammül edebiliyor olmasıydı. Ona sorsanız yazdıklarımı çok seviyor, benim gibi bir yazar-şairle yanyana olmak, onun için gurur vericiydi. Yalancı piç, bir kitabımı bile okudumu
acaba gercekten; neyse bunu ona hiç sormadığımı hatırladım. Kendime not; en kısa
sürede bunu ona sormalıyım, gerçi çokta umurumda değil ya, çükümün hayranı.
Biz
piçle içerken, bara bir hatun girdi. Uzun kumral saçları vardı, göğüsleri iriceydi,
incecik beli ve geniş, oval kalçaları. O an orada, üzerine atlayıp onu becermek
istedigimi düşünürken yakaladım kendimi. Mini etekte yırtmaç ne seksi duruyordu öyle. Yok öyle böyle becermek istemiyordum; hayvan gibi tecavüz etmek, onu
bağırtmak istiyordum. Ben bunları düşünürken koca burunlu hatun doğruca bizim masaya gelmişti. Onun hakkında kurduğum fanteziyi duysa ne derdi acaba diye düşündüm. İyi de, bizim masada ne işi vardı ki? Bir an gözlerimiz takıldı. Yılışık bir gülümseme oturdu yüzüne, sonra yanımdaki piçe dönüp elini uzattı.
"-Ne haber Serdar? Nasılsın?"
Serdar ayağa kalktı, tokalaştılar. Piç kızın yanaklarından öperken adeta yaladı kızı. Bir an kıskanıp sinirlendim.
"-İyi be bebeğim! Sen Nasılsın?" Dedi, kızın cevabını beklemeden;
"-Bak sana bahsettiğim yazar abim. Çok samimiyiz kendisiyle. Tanıştırayım; ................ nam-ı diğer; .......... Abi bu da Yeliz."
Tanıştığımıza memnun olmuşmuyduk hatırlamıyorum. Sanırım kuru bir tokalaşmadan öteye geçememiştik. Yalnız ben hem şaşırmış, hem sinirlenmiştim. İt herif gene benim adımla pirim yapıyordu. Ama tecavüz edebileceğim hatunla beni tanıştırması hoşuma gitmişti. Kız hemen yanımdaki sandalyeye oturdu ve iyice bana sokuldu.
"-............ abi senin bir kitabını alıp Yeliz'e hediye etmiştim. Okumuş, bayılmış. Değil mi Yeliz? Sonra seni tanıdığımı söylediğimde; beni de tanıştırır mısın dedi. Haksız mıyım Yeliz?"
Manyak adam; kıza hem soruyor, hem de yanıtlamasına fırsat vermiyordu. O sırada masaya gelen garson geçici süre susmasını sağladı. Yeliz'de bir bira söyledi. Ben hala adının Yeliz olduğunu öğrendiğim bu hatunu, o an masaya yüzü koyun dayayıp, arkasına geçip tecavüz etmenin nasıl olacağını düşünüyordum. O kalçaları tokatladığımı ve sert hareketlerle gidip geldiğimi. Onun nasıl çığlıklar atabileceğini düşünüp hayal etmeğe çalışıyordum.
"-Şerefinize .........bey, sizi tanımak benim için büyük bir onur."
Kızın güzel bir sesi vardı. Kalçaları gibi. tecavüz ederken ne derdi acaba; küfür mü ederdi? Kaçamaya mı çalışırdı?
"-Şerefinize Yeliz hanım. Sizin gibi hoş ve kibar bir hanımefendiyi tanımakta benim için gurur verici."
Yüzlerimizde sahte gülüşlerle bira bardaklarımızı tokuşturduk. Çıkan ses, ona tecavüz ederken, bedenlerimizden çıkacak sesi anımsattı. Ne kadar yavşak insanlarız diye geçirdim içimden. Piç, biradan her yudum aldığında, neden ağzını şapırdatıyordu ki? Fırlayıp, suratının ortasına kallavi bir kafa darbesi indirmeyi istiyorum. Kendimi zor tutuyordum. Ben bu kıza neden tecavüz etme isteğiyle doldum ki?
Bir an hepimiz susuyoruz. Gözlerim barın içinde geziniyor. İçerideki herkesin alnında kocaman orospu çocuğu yazıyor sanki. Köşede oturan kadın, çıtır erkek düşkünü. Her hafta bir çıtırla geliyor buraya. Belki de, jigolo servisinden alıyordur onları. Şu piç kurusu olmasa adımımı bile atmayacağım bu bar ortamlarına ama beni sürükleyip getiriyor. Benim içmem için mekan önemli değil ki. Beyimizin kıçı bar sandalyesinden başkasında rahat etmiyor. Hatun, çıtırın dudaklarını vantuz gibi somuruyor. Acaba, kocası hangi orospuyu beceriyordur şu an. Kocasıyla sevişirken, bu çıtırların kendisini nasıl becerdiğini anlatıyor mu acaba? Ya da hayal mi ediyor? Kesin anlatıyordur. Kocası da, yatağa attığı üniversiteli çıtır orospuları nasıl becerdiğini ona, tatbiki olarak gösteriyordur.
Onların biraz berisinde, icra dairesinde çalışan bir piç vardı. Gene, icradan düşürdüğü bir hatunu, yatağa atmanın yollarını deniyordu kesin. İcralık olan hatunlar, ona bir kere verdimi, bütün işleri halloluyordu.
Barmen esrarkeş piçin tekiydi. Bara giren her garson kıza, önce esrar çektiriyor, sonra tuvalette beceriyordu. Onu hiç ayık görememiştim. İşe girerken, kalınca cıgaralık sarar; onunla güzelce dumanlanır, sonra da bardaki bulduğu her içkiyle sulandırırdı. Beynide iyice sulanmıştı. Bence onun kafasındaki beyin iyice sıvılaşmıştı. Ne konuştuğunu anlamak için büyücü olmak lazımdı. Yakında sulanmış beyni, gözlerinden fışkıracak ya da, burun deliklerinden akacak; kafatası iyice boşalacaktı.
Yeliz'e tecavüz ederken çok mu zevkli boşalırdım acaba? Vücudumun her hücresi titreyerek, ruhumda hissederek. Masturbasyon yapıyor mudur acaba? Serdar'la sohbete dalmışlardı, ben de tecavüze. Birden bana döndü ve;
"-Yazmak sizin için nasıl dir duygu?" Diye soruverdi.
Ne kabız bir karı ya! Sana tecavüz ederken, senin hissedeceklerin gibi.
"-Masturbasyon yapmak gibi!" Dedim.
Dedim ama hatundan öyle bir kahkaha koptu ki, bardaki herkes bize doğru tuhaf gözlerle baktılar. Sanırsınız ki, Erciyes'ten çığ düştü. Hoşuna gitmişti. Bizim avam tabakasının erkeklerinin tuhaf bir yaşam felsefesi vardır; "Bu hayat iki şeyin üstüne kuruludur; birincisi tıkınmak, ikincisi düzüşmek. Gerisi yalan!" İyi de öbür yaptıkların ne olacak et kafa. İşemeden ne kadar düzüşebilirsin ki?
Masadan kalkıyorum. Helaya gideceğimi söylüyorum. Ayağa kalkar kalkmaz sallanıyorum ve kızın üstüne doğru kapaklanıyorum. Elim göğüslerine gidiyor. Belki de kasıtlı yapıyorum. Göğüsleri, göründükleri kadar dolgun ve sertti. Ben bu kızı düzmeliyim. Yok yok tecavüz daha zevkli olur. Doğrulup helaya gidiyorum. Memelerinin sertliğini hala hissediyorum. ben bir hayvanım. Kadınlarda yatakta bu hayvanlığımı seviyorlar ya zaten. Her orgazmdan sonra, sırıtarak sigarayı tellendirirken;
"-Hayvanın tekisin sen!" Diyorlar ya!
Heladan döndükten sonra, köşede oturan hatunla göz göze geliyoruz. Bakışlarında tuhaf bir tiksinti görüyorum, hatta küçümseme. "Orospu!" diye geçiriyorum içimden. Sonra kıza bakıyorum. tatlı bir gülümsemesi var. Hoşlanıyorum.
Biralarımızı bitirip, üçümüzde kalkıyoruz. saat oldukça ilerlemiş. Kaç içki içtik bilmiyorum. Hesabı ısrarla hatun kişi ödüyor. Benimle tanışmanın şerefineymiş.
Bardan çıktıktan sonra, açılmak için biraz yürüyoruz. sokaklar bomboş. Sokak hayvanlarını saymazsak tabi. Onların bile bizden daha çok onurlu yaşadıklarını düşünüyorum. En azından, onlar birbirilerine tecavüz etmiyorlar. Ya da doğanın gerçeği buydu; bütün hayvanlar tecavüz etmeliler. Hiç düzüşmeseydik keşke. Çocuk yapmak için göbeklerimizi birbirine sürtmemiz yeterli olsaydı (bir yerde böyle bir şey okumuştum. Yeni evli bir çiftin komik eylemliliği). Hiçbir problem olmazdı o zaman.
Serdar müsade istiyor. Taksi çevirip gidiyor. Yeliz başıma kalıyor. Bana;
"-Bana gidelim, birer kahve içelim, hem de kitabınızı benim için imzalarsınız diyor. "
Kadın beni yatağa atmayı kafaya koymuş; şu an planını hayata geçiriyor; diye geçti aklımdan. Sakın o da bana tecavüz etmeyi istiyor olmasın?
İkimize de orta kahve yaptı; o aralık nasıl yaptı bilmiyorum, kıyafetini değiştirmiş, kalçalarına oturan, bacaklarının güzelliğini olduğu gibi ortaya saran bir şort, üstüne göğüslerini bütün güzelliğiyle sergileyen, aynı zamanda düz pürüzsüz teniyle, sırtınıda gözlerime sokan elbise giymişti. Gözlerimi ondan alamıyordum. Kahveleri içtik,y fincanları sehpaya koymamızla, hatunun üstüme atılması bir oldu. Kadın öpmüyor, adeta kemiriyordu dudaklarımı. Kucağımda kalcaları durmuyor, yılan gibi kıranıyor, kerkiniyordu. Ben şaşkın haldeydim. Ansızın yakalanmıştım.
O kucağımda kıvranıp, kerkinirken benim ellerim iki yana düşmüştü. Bir elimi tutup kalçasına, diğerini göğsüne koydu ve bastırdı. Memelerinin sıcaklığı tenimden içime öyle hızlı aktı ki; bir anda bende adrenalin tavan yaptı. O andan sonra bende koptum. Ne zaman soyunduk; kanepede ne kadar seviştik; hangi ara yatağa geçtik, kaç saat düzüştük; hiçbir ayrıntıyı hatırlamıyorum. İkimiz de halsiz şekilde uykuya dalmışız.
Sabah ilk uyanan o olmuştu. Bir yandan vücudumu okşayarak, bir yandan şapır şupur öperek beni uyandırdı. Gözlerimin açıldığını gördüğünde.
"-Müthişti. Uzun zamandır böyle bir düzüşme yaşamamıştım. Hayvan gibi, defalarca becerdin beni dedi..."
şiiradamı - 6/10/12
Erkekler, Erkekler, Erkekler
![]() |
| Erkekler Kadınlar |
Erkek dünyasında "kadınları anlamak" "kadın gibi olmak" "kadın gibi kırıtmak" "kadın gibi gülmek" "Sen karı mısın lan?! :)" v.s söz öbekleri pek bir dillere pelesenk olmuştur. "ERKEKLİK" kurallarına, etiğine, etimolojisine, jargonuna ters düşen, her kim olursa, bu tür bir yaftayı yer hemen. Çoğu zaman, erkek dünyasında kadına benzetilmek aşağılayıcı bir imge olarak kullanılır. Bence bu, erkeklerin, kadın iç dünyasını çok fazla bilmeyişlerinden kaynaklanmaktadır. Yüzeysel bakış açısıyla irdelenen kadın dünyası, erkeklerin, hoyrat, nobran ve musküler(kaba kas gücüne dayanan) iç dinamikleri yüzünden dahası, kadınları çok iyi tanımanın, erkeklik onurundan ve çizgisinden uzaklaşmak anlamına geleceği için çokta fazla derinlemesine bilinemez/bilinmez...
Erkek dünyası, sürekli mücadelenin, yarışın, kendini gösterme çabasının her daim gündemde olduğu bir dünyadır. Güçler ve güç dengeleri üzerine kuruludur bu dünya. Nazikliğe, nazeninliğe, hoş görüye, zayıflığa yer yoktur. Kadınların tam tersine, olabildiğin kadar nobran, sert olmak zorundasındır, erkek dünyasında. Bu yüzdendir ki, erkekler aleminde çok fazla dalgalanmaya, aşırı değişimlere yer yoktur. Belirli seçimler, seçenekler içine oturtulmuş dengelerin, en ufak sarsıntıya bile tahammülleri yoktur. Kadınların dünyası bir bakıma yap-boz gibidir ya da logo tarzı bir yapı vardır. Stabil(kalıcı) olan şey azdır. Değişimin varlığı sanki kadına, yaşamın canlı yüzünü, makyajlı yüzünü gösterir. Bu yüzdendir ki, kadınlar sürekli bir değişim içinde tutarlar kendilerini. Erkeklerse sağlam temeller üzerine kurulmuş bir sistem yaratırlar ki, onları buna hayat zorlar. Yaşam süreğenliğinin temel kolonudur erkekler.
Erkekler "Kadınları anlayamamaktan", kadınlarsa "Erkekleri anlayamamaktan" yakınır dururlar yıllar yılı. Çok basit şeyleri abartmak insanoğlunun en çok yaptığı şeydir. Kadın-Erkek arasındaki ilişkiyi abartıp, derin uçurumlar açmakta en büyük maharetlerinden birisidir kuşkusuz. John Gray'in "Erkekler Marstan Kadınlar Venüsten" isimli kitabı aslında bu bağlamda çok güzel ve yol gösterici noktasında okunabilir. Sevgili Gülden Şen'in çevirisiyle zevkle okunabilecek bir kitap bence... E-Kitap olarak indirmek isterseniz "Erkekler Marstan Kadınlar Venüsten" tıklayabilir, bilgisayarınızda hemen okumaya başlayabilirsiniz.
Aslında anlayamamak, anlaşılmamak diye bir sorun yok ortada; sadece insanlar, birbirlerine karşı hep kendi yargılarıyla yaklaşıyorlar. Doğal olarak bu yargılar belirli kalıplar içeriyor, kendi yargısıyla karşısındakine yaklaşan kişide, onu kendi kalıplarına sokma eylemine girişiyor. Karşınızdaki kişinin, yıllar yılı kendi kalıpları varken, onu sizin istediğiniz kalıplara sokmaya kalkmanız doğal olarak tepkiye yol açacaktır. İşte, erkeklerin özellikle en çok imtina gösterdiği şey, yukarda da belirttiğim gibi, stabil(kalıcı) şeylerinden birisi, yaşam ve kişilik kalıplarıdır. Asla böyle bir "değişime" zorlanmayı kabul etmeyeceklerdir. Erkeklerin kadınları değiştirme, kendi kalıplarına sokma çabasının kaynağı da aslında kadınların kendilerinden kaynaklanmaktadır. İlişkinin başında, kendisini kıskanan, giyimine, kuşamına, makyajına, yürümesine, konuşmasına ve daha bir çok şeyine karışan erkeği, yanlış değerlendirirler. Aslında bu erkeğin, kadını sahiplenme sürecidir, kadınlarınsa bu sahiplenmeyi aşk getirisi gibi değerlendirmesidir ki, en büyük hatadır. Erkeğin sahiplenmesi biraz "mallaştırmak" "kendi hayalindeki kalıbı yaratmak" yönündedir. Bu da, kadının kişilik yapısına doğrudan müdahaledir. İlişki başında sempatik karşılanan bu durum, ilerleyen evrelerde doğal olarak çileye dönüşür ve kadın "erkeklerin anlaşılmazlığından" dem vurmaya başlar. Oysa, en baştan ortak paydalar bulunup, anlaşılsa hiç bunlar ortaya çıkmayacaktır.
KADINLAR ŞUNU UNUTMAMALIDIR; ŞİKAYET ETTİĞİNİZ ERKEĞİ DE YETİŞTİREN BİR KADINDIR.....
Burada küçük bir es verelim ve bir fıkrayla olayın espirütüel yanına şahit olalım...:
Erkekler ve Kadınlar
Yeryüzündeki herkes ölür ve Tanrı'nın huzuruna çıkarlar... Tanrı der ki: "Erkekler 2 sıra olsun; bir sırada karıları tarafından yönetilen erkekler, diğer sırada karılarını yöneten erkekler. Ayrıca bütün kadınları cennete aldım; onlar meleklerle birlikte gidecekler şimdi.." Böylece kadınlar gittikten sonra Tanrı erkeklerin karşısına geçer. Bir bakar ki karıları tarafindan yönetilen erkeklerin sırası 100 km.'den uzun; ama karılarını yöneten erkeklerin sırasında sadece bir adam duruyor. Tanrı diğer sıradakilere çok kızar: "Kendinizden utanın!! Sizi bu dünyada güç ve idarenin temsilcisi olarak yarattım ve şuraya bakın, hepiniz güçsüz karaktersiz 100 km.lik bir sürü olmuşsunuz. Bakın bir tek erkek kulum şu yan sırada tek başına gururla dikiliyor. Ondan ders alın! Oğlum, sen anlat bunlara, sen ne yaptın da "karılarını yöneten erkekler" sırasında bir tek sen oldun?" Ve adam cevap verir: - "Bilmem... karım bana burda durmamı söyledi"
:) Hayatta hoş şeylerde olmuyor değil hani?....
Erkekleri irdeleme yönünde bu yazıyı ilk bölüm olarak burada noktalıyorum. Devamı gelecek... :) şiiradamı
Not: Lisans bilgileri;

Erkekler, Erkekler, Erkekler by Erkekler, Erkekler, Erkekler is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License. (yazıyı kaynak göstererek, değişiklik yapmadan kopyalamak/paylaşmak serbesttir. Kesinlikle ticari mecrada kullanımı yasaktır ve yasalarla koruma altındadır.)
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır siiradami.blogspot.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://siiradami.blogspot.com/2012/01/erkekler-erkekler-erkekler.html adresinde mevcut olabilir.

Erkekler, Erkekler, Erkekler by Erkekler, Erkekler, Erkekler is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License. (yazıyı kaynak göstererek, değişiklik yapmadan kopyalamak/paylaşmak serbesttir. Kesinlikle ticari mecrada kullanımı yasaktır ve yasalarla koruma altındadır.)
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır siiradami.blogspot.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://siiradami.blogspot.com/2012/01/erkekler-erkekler-erkekler.html adresinde mevcut olabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




Follow Us
Yayınlarımızdan mail yoluyla haberdar olmak isterseniz aşağıdaki kutuya mail adresinizi yazıp Submit tuşuna tıklayın