Sanat camiaasında bir çok akım var. Büyülü Gerçekçilik “magic realism” akımı akıl sınırlarını zorlamayı sevenlerin, ütopik ya da distopik olarak ortaya koydukları bir akım. Kendisinden önceki sanat akımlarının varsaydığı şeyleri yoksayan; tüm mantık dışı öğeleri, sihirli şeyleri içinde barındıran bir akım. Büyülü gerçekçilik kendi varlığı çerçevesinde postmodern edebiyat kuramının merkezine yerleşmiş ve önem arzeden bir akım olarak karşımıza çıkmaktadır.
- Metinler, doğa yasalarına göre açıklayamadığımız büyüye ilişkin “indirgenemez bir öge” içerirler. Metne göre büyülü şeyler “gerçekten” olurlar. İndirgenemez büyü, gündelik neden-sonuç bağıntısı mantığının yıkılışı demektir. Mantığın ters çevrimi ve indirgenemez büyü ögesinden dolayı bildiğimiz şekliyle gerçek, şaşırtıcı veya komik bir hale gelebilir. Eserlerdeki karakterler olağanüstülüklere sıradan insanların verebilecekleri şaşkınlık, korku ve heyecan belirtileri gösteren tepkiler vermek yerine, her şey olağanmış ve normalmiş gibi davranırlar. Bu da okura acayip, bazen de komik gelebilir. Çünkü bu olayların kabul edilmesi bizi rahatsız eder.
- Fenomenal dünyanın mevcudiyetinin ayrıntılarıyla betimlenmesi. Bu, büyülü gerçekçiliğin fanteziden farklılık gösterdiği yönüdür. Gündelik dünya ayrıntılarıyla verilirken bu ayrıntıların büyülü doğası gerçeklikten uzaklaşır. Ayrıca tarihsel olaylar yeniden yaratılır, tarihsel gerçeklere temellenen olayların alternatif versiyonları oluşturulur.
- Okur olayların iki karşıt kavranışı arasında tereddüde düşeceğinden bu metinleri okuma deneyimi şüpheler doğurur. Şöyle ki, Todorov’un fantastik tanımından hareketle okur bir olayın doğa yasalarına göre açıklanabildiği tekinsiz ile bu yasalarda bir değişiklik gerektiren harika/büyülü arasında tereddüt eder. Okur bir olayın karakterin halüsinasyonu mu yoksa bir mucize mi olarak anlaşılacağı konusunda şüpheye düşer, tıpkı Toni Morrison’ın Sevilen (Beloved) romanında olduğu gibi.
- İki alanın ya da iki dünyanın yakınlığı deneyimlenir. Büyülü gerçekçi metinler iki dünya arasında bir keşişimdir, her iki yöne de görüntü veren çift yönlü bir aynadırlar. Yaşayanlarla ölülerin dünyaları arasındaki sınırlar Yüzyıllık Yalnızlık’ta, Gece Yarısı Çocukları’nda, Beyaz Otel’de vb. ihlal edilir. Ayrıca gerçeklik ve kurgu arasındaki sınırlarda ihlal edilir. McHale de bu özelliğe işaret ederek büyülü gerçekçiliğin postmodernizm için önemli olduğunu vurgular. Büyülü gerçekçilik metnin yapısındaki farklı ontolojik düzeylerin karşılaşmasıdır.
- Bu kurgular zaman, uzam ve kimlik arasındaki kabul edilmiş fikirleri sorgular. Örneğin Beyaz Otel’de gerçekçi romanın özne kavramına karşı çıkılır (Faris, 1995: 167).


Follow Us
Yayınlarımızdan mail yoluyla haberdar olmak isterseniz aşağıdaki kutuya mail adresinizi yazıp Submit tuşuna tıklayın