Özel Gün Mezbelesi



Özel diye yutturulan günlere inanmıyorum. O günleri kutladığını söyleyen kişilerin samimiyetine de inanmıyorum. Eğer ki, çok sevdiğini söylediğin arkadaşını, sadece doğum gününde hatırlayıp, kutluyorsan; anneni anneler gününde hatırlayıp, kutluyorsan; babanı babalar gününde, sevgilini sevgililer gününde; öğretmenini öğretmenler gününde kutluyorsan, bu senin iki yüzlü olduğunu gösterir. Neden mi? Tıpkı, sağlıkçılara yapıldığı gibi, bir gün alkış tutup, sonra yakasına yapışmak gibi bir şeydir bu. Sevgi, kalıba sığdırılacak, sınırlandırılacak bir şey değildir. O bir ağaç gibidir, filizlendiği yerde büyür ya da solar, kurur gider. Sevgiyi bonzai'ye çeviremezsin.

Sevdiğin insan için her gün özel gündür. Hiç umulmadık bir zamanda, umulmadık şekilde ona sevgini göstermenin milyon tane yolu vardır. Bir anda aklına düşüverir, alırsın telefonu eline, eski öğretmenini ararsın. Akşam iş çıkışı çiçekçinin önünden geçerken, annen düşüverir aklına, buket falan değil, bir tanecik karanfil dahi alsan kocamandır o koca yürekli anne için. Onu da boş ver, eve gelir gelmez, onun boynuna sarılıp, içten, sıcacık bir öpücükle, "başkasını boşver, bugün benim için anneler günü, yarın da öyle, öbür günde. Sana sahip olmanın mutluluğunu hiçbir şeye değişmem" deyiverdiniz mi; o annenin değmeyin keyfine.

Hele babalar; çok zor hatırlanırlar aslında. Onlar, hep denir ya "evin direğidir", her zamanda o şekilde muamele görürler. Erkeklere öğretilmez öyle sevgini göstermek falan. Sert olacaksın, dik duracaksın, disiplinli olacaksın, erkek adan öyle yapmaz, erkek adam şöyle yapmaz telkinleriyle büyümüştür. Yani, pembe patikler bebekliğinde bir geçirildi mi ayağa, ölünceye kadar çıkmaz. O yüzdendir ki, babaya en ufak bir sevgi gösterisi yapsanız, misliyle karşılığını görürsünüz. O baba ki, içinde biriken sevgi denizini boca edecek zaman ve durum arar. Benim babam, babaların en aslanıdır deyiverdiniz mi, dünyayı yıkar sizin için.

Sevgililik öyle yılda bir hatırlanacak bir şey midir tanrınızı severseniz ya? Her fırsatta görüştüğünüz, buluştuğunuz, konuştuğunuz, mesajlaştığınız, kalbinizin atışını, gülüşünüzün rengini, gözünüzün ışığını değiştiren o insan, yılda bir mi hatırlanır? Olmadık bir zamanda yapacağınız küçük bir süprizle, sevgisini katlar, daha çok mutlu etmiş olursunuz. Minicik bir hediye, çiçekte olabilir; ufacık bir şiir, söz, ya da bir akşam yemeği başbaşa. Bakın, nasıl her şey değişiyor. Sevgiler günü neymiş, benim her günüm senin için sevgililer günüdür deyiverseniz, ölür müsünüz?

Kapitalist sistemin, sizin cebinizdeki paranızı hortumlamak ve beyinlerinizi uyuşturup, başka şeylere akıl yormanızı engellemek adına uydurulmuş bu özel gün saçmalığına dur deyin. Samimiyeti seçin, içtenliği seçin, doğallığı seçin. Dokunuşunuza, gülüşünüze, gözlerinize yüzünüze sahteliğin çamurunu bulaştırmayın.

Bu tür şeylere her zaman karşı çıktığım için sürekli uyumsuz kişi olarak etiketlendim. Yine de her şeye rağmen, bu duruşumdan vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim. Gelin, bir güzellik yapın kendinize, neye, kime özel gün diye adlandırılan bir şeyler varsa, en azından kendiniz için değiştirin ve kendi kurallarınızı koyun. Bu sistem, bir gün gelip "nefret" günü diye bir şeyler uydurmadan.



Yayınlar hakkında görüş ve düşüncelerinizi yorum olarak yazabilir, bloğumu takibe alabilir, mail listemize kaydolabilirsiniz. Beğendiğiniz yazıları sosyal sitelerde paylaşarak dostlarınızı haberdar edebilirsiniz. Geldiğiniz için teşekkürler.


Share on Google Plus

0 yorum: